Bir Mesajınız Var: Vampirler Dünyası

1
116
vampirler dünyası

Filmlerin ve dizilerin bizlere kurduğu bir dünyası ve etkilemeye çalıştığı düşünceleri var. Ütopyanızda veya distopyanızda kendinize ait belirlediğiniz tanımların oluşmasına yardım ediyor. Aralık ayında insanüstü varlıklar üstüne konuşmayı tercih ettim. Şehir efsanesi mi efsanelerin şehri mi bilinmeyen soruların, herkes tarafından farklı cevaplanıyor olması vampirleri tanımanıza engel değil. Eskiden beri filmlerde farklı versiyonu ile ele alınan, güncel formunu günümüzde kazanmış bir yapısı bulunmakta. Anlaşıldığı üzere, her uzun dişi ve ısırabilme yeteneği olan, vampir olamıyor.

Nereden girdi bu vampirler hayatımıza derseniz, işin içinden çıkamazsanız. Eski defterlerin hesapları bilgisayara geçiriledursun, biz kanımızı koruyalım. Bir diş geçirme, iki ısırık ve saniyeler içinde zaten her şey bitiyor. Alacakaranlık Serisinin çıkış zamanlarını hatırlayan vardır. Adından çok Bella’lar, Edwardlar diye tabir ettiğiniz ama Stephanie Meyer’e ayıp olmasını istemediğiniz filmler vampirlerin dünyasını ön plana taşıyan ve serseri çocuk- masum kız algısına yeni bir soluk getirdi.  Alacakaranlık, Yeniay, Şafak Vakti kitapları seri halinde filme uyarlandı. Bella isimli bir liseli genç kızın, etrafında kurt arkadaşı varken gidip bir vampir olmasını ve aşkın pençesini dişlemeyi tercih etme hikayesidir.   İnsanların özelliklerinin üstüne ne katılabilirse vampirlere eklenmeye başlandı. Temelde bilinen kan meselesinden daha fazlası olduğu görüldü. Peki ya sonra ne oldu? Parodisi bile çekildi. Vampires Suck isimiyle, hem bir sektör eleştirisi hem de bir vampir vizyonuna nostaljiden günümüze neşeli mizah kattı. Asıl meselemize geri dönersek; vampirlere aşık olma özelliği katıldı. Bununla beraber, insanın  vampire dönüşmesi, kurt ve vampir düşmanlığı, tarihler, kötü ve iyi vampirler. Baktığınızda, insandan alınan, saman altından sular götürülen; sinsilere “sen zahmet etme, otur ; ben yaparım” denilen tüm olayları Robin Rood yöntemiyle vampirlere teslim edildi. Üstüne katalım, yenisini alalım gücü ile diğer varlıkların korkulu rüyası oldu.  Vampirlere yeni algıyı The Vampire Diaries, The Originals ve Legacies getirdi. Bu algıyla beraber, vampirler bizlere ne mesaj veriyor; hep birlikte ekmekleri yolumuza atıp Hansel ve Greteli takip edelim.

  • Bir Isırığa Bakar Her Şey!

“Sen yine dikkatli ol, arkana bak; aç vampire yaklaşma” diye içinizin kemirildiği anlar yaşıyorsanız, iyi bir dizi izleyicisisiniz. Vampirler, insanları, kurtları ve cadıları ısırıp öldürme gibi olaylar yaşayabiliyor. Kan Emici Vampirler tabiri, geçmişten kulağımıza çalınması çok da doğru.  Alacakaranlık serisinde vampirlerin insanları ısırdığı ve kanıyla beslendiği kısa bir süre de olsa yetti.  Vampir Günlükleri serisinde insanları ısırmakla yetmeyip kurtlara ve cadılara bulaşırlarken spin-off dizilerinde işi büyütüp, dükkanı yenilediler; masalsı kahramanlara dönüşen yaratıklara saldırdılar. Kendi türünü de ısırığı yetmezmiş gibi hançerlemeye göz kırpıyor. Dolaptaki pekmez, çürüyünce tahin olmaz!

  • Mezarına Bir Toprağı Çok Mu Gördünüz?

İnsanlar vakti gelince gömüleceği yer hep aynı, bir toprağın altına bakıyor. Ölü yatırımın hep canlı kalacağı versiyonda, herkes bir gün tadacak, kaçış yok. Kimisi insanlardan oluşan vampirlere Vampir Günlüklerinde esintileri verilen ama The Originals adıyla yayınlanan dizide, köken vampirlerin hikayesinde işler farklı dönüyor. Bir vampiri öldürmek, dünyaya kazık mı çakacaksın demeden hançerlenen, ölülerin mahzenlere kapatıldığı; boş bir tabutun üstüne, müzelik olsun istedim halinde duran bir kılıç şeklinde yeni bir versiyon getirildi.  Onları öldüren tek maddenin de mine otu olduğu, vampirlerin kurtlardan başka en ezeli düşman yarışında ilk sıraya yerleşecek olan cadıların kitabında yer alıyor.

İlginizi Çekebilir:  Netflix’in Umut Aşılayan Drama Dizileri

  • Var Mı Bana Yan Bakan?

En üstün tür olarak adlandırılan, iyisiyle kötüsüyle ısırıyoruz, üzülüyoruz ama kendimize de geliyoruz dendi.  İnsanın kanını emse de sakalı olmadan sözünü dinletti. Hem insanları ısırdılar, hem de korudular.  Cadılar, Vampirlerden korkuyor algısı The Originals’de daha fazla verildi. Bununla beraber Ah Mikaelson ailesi, neredesin sen! Bir büyüyle yensen de beni, hançerlerim seni modunu koruyarak, cadılara üstün geldiler. Cadıların, vampirleri yok etme planları daha çok gösterilerek vampirlere bir mağduriyet katılıyor.  Aşkı vampire ver, düşmanını sen yarat. Kurtlar desen, eser gürler ama ayı görünce insan formundan uluyarak kendi bedenine kavuşur.  Vampirlerin üstün varlık olarak adlandırıldığı varken üstüne şimdi daha fazlası ekleniyor. Paranın üstüyle şeker de aldılar, sakızı da içine kattılar. The Originals’de cadıları ve kurtları yerken, Legacies’de tehlikeyle kutu kutu pense oynayıp olağanüstü varlıkları çoğalttılar. Bu mücadelede kazanan hep vampirler oluyor.

  • Eski Vampirlerden Kim Kaldı?

Vampirlerin öldürücü gücü olduğunu öğrenirken bir de vampirlerin kökenleri olduğunu gördük. Kökenlerin vampirlerden daha fazlasına sahip olduğu ve vampir soyunu ortadan kaldırabileceği anlaşıldı. Tek vampirle yetinmeyip The Originals’in en büyük karakterlerinden Klaus’un hem kurt hem vampir olabilen bir tür olduğunu gördük. Şehirler efsanedir ama annemin kimliğine de bakalım diyerek, Legacies’de hem vampir hem kurt hem de cadı olma özelliği taşıyan Hope Mikaelson’u geleceğe yeni tehdit olarak aktardılar.

  • Etle Tırnak Hiç Birbirinden Ayrılır mı?

Vampirlerin, insanların ölümüne üzüldüğü ve hayatlarını değiştirmesi gerektiği bir gerçeği unutmayalım.  Aile olma kavramını bizlere “Always And Forever( Her Zaman ve Sonsuza Dek)” aşılayıp, adlarını Sheakspeare’nin hazin duygularına mıhladılar.  Hepimiz, birimiz için; birimiz de hepimiz içini anlatırken, tırnak makası etleri kesti. Tam temizlendi derken tırnaklar uzadı, etler yerine geldi. Anlayacağınız kazanan yine sevgi!

  • Gel Seninle Bir Dükkan Açalım!

Vampirler, bazı planlarında kurtlara karşı cadıları, cadılara karşı da kurtları yanına aldı. Maalesef, yer yarıldı içinde kaldı.

Biliyorsunuz, vampirler her ne kadar kötü özelliklere sahip olsa da onları yumuşatan tek şey sevgileri oldu. Aşk ve aile duygusunun herkesin gönlünde bir yeri olduğunu göstermeye devam ediyor. Bu filmlerin ve dizilerin fragmanları ile beraber izlediğinizde birinden başlayacağınıza eminim. Kimimizin ilk dizileridir, yeri kıymetlidir. “Yaşamayanlar dizisiyle vampirleri tanımayazsınız.“ notunu sizlere bırakıyoruz.

Önceki İçerikÖlüm Hakkında Çocuğumuzla Nasıl Konuşabiliriz?
Sonraki İçerikDuygusal Açlık: Karnım Mı Aç Yoksa Duygularım Mı?
Işık Üniversitesi Sinema ve Televizyon bölümünü üçüncülük ile bitirdim. Üniversite yıllarımdan itibaren yazarlığa ilgi duydum ve film eleştirileri yazmaya başladım. Bitirme projemi uzun metrajlı film senaryosu yazarak bitirdim. Çeşitli televizyon kanallarında haber yazımı, program yapım ekiplerinde ve editör olarak çalıştım. Bununla beraber sinema ve dizi yazılarımın yanında tiyatroyu da oldukça severim. Film ve dizi tarzlarında gönlümün bir yarısı romantik komediye diğer yarısı da diğerlerini kalan türler kendi aralarında bölüştürmekte. Filmde en çok baktığım şey öncelikle hikayesi olacaktır. Her tür film tarzını sevsem de en sevdiğim film Casablanca olarak kalacaktır. Kelimelerinin derinlerinde güzel anlamlar çıkarabilen Sabahattin Ali, Dostoyevski, Ayşe Kulin, Charles Brown, Balzac, Stephen King gibi kitap yazarlarının hayranı olarak her konuda kitaplar okumaktayım. Türk sinemasından her daim ümitli olmakla birlikte; Amerikan sinemasını ve Fransız sinemasını biraz daha özel bulmaktayım. Bu arada çay içmeyi de çok severim. Yazdığım yazıların içindeki neşeyi her zaman sizlerle buluşturmaya kararlıyım.

1 YORUM

CEVAP VER

Yorumunuzu yazınız
Adınızı yazınız