Yalnız Kalma Korkusu Salgını

1
174
yalnız kalma korkusu salgını

Yalnızlığın sözlük anlamına bakacak olursak, yalnız olma durumu ve kimsesizlik şeklinde tanımlanır. Ancak psikolojik anlamdaki yalnızlık insanın en temel ihtiyaçlarından olan bağlanma, aidiyet, birlikte olma gibi hisleri kimseye karşı hissedemiyor oluşu şeklinde tanımlanabileceği gibi; kişinin bu hisleri birine karşı hissedemeyeceği düşüncesi, hissetse bile karşılık bulamayacağı ya da bu hisleri sadece karşı cinse duyması gerekliliği şeklinde ki yanlış düşünce biçimi şeklinde de tanımlanabilir.

Peki neden ilk yazımda bu konuyu seçtim?

Aslında daha farklı içerikler yazılar yazmak için hazırlanırken özellikle içinde bulunduğumuz korona günlerinde çevremde ve sosyal medyada sürekli yalnız kalma korkusu yaşayan insanların ne kadar fazla olduğunu fark ettim ve bu yazımda onlara yer vermek istedim. Çevremde, sosyal medyada, seanslarımda şunu fark ettim; özellikle 22-23 yaşlarından itibaren yani üniversiteyi bitirmiş ya da bitirme döneminde olan bireylerde çok ciddi bir korku var. Evlenememe. Evlenememeyle eşleştirilen yalnız kalma ve yalnız öleceğim korkusu. Hepimizde bu yalnız kalma korkusu yok mu diyebilirsiniz. Tabi ki var. Ancak bir gerçek var ki kimse el ele ölmüyor değil mi? Mutlaka bir eş diğerinden önce bu hayata veda ediyor. Nasıl yalnız doğuyorsak aslında yalnız öleceğiz diyebiliriz. Peki neden bu korkuyu bu kadar çok insan yaşıyor?

Çünkü asıl gerçek şu ki toplum bizi buna itiyor. Toplumun ideallerine göre yaşıyoruz çoğu zaman ve bunun garipliğinin farkında bile değiliz. Bu dayatmaları o kadar normalleştirmişiz ve o kadar olması gereken bir durum gibi görüyoruz ki bireyler bu korkuların çok normal olduğunu düşünerek bu korkularına toplumun istediği şekilde çözüm bulmaya yönelik davranışlar sergiliyorlar. Yani sadece evlenirlerse bu yalnızlıktan kurtulacaklarını düşünerek, bireyler evlenmiş olmak için çoğu zaman bağ kurmadan bir evlilik gerçekleştiriyorlar. Bu bağ kurmadan kurulan evlilikleri bitirmekte çoğu zaman mümkün olmuyor tabi ki. Çoğu kadının boşanmama sebebinin altında aslında bulunduğu topluluktan dışlanma korkusu yatıyor. Yani sevgi veya aradaki bağı koparamama gibi sebepler değil. Hatta duyduğum ve bana gerçekten korkunç gelen bir şeyi sizinle paylaşmak istiyorum. Evli olan kadınlar, birisi boşandığı zaman çok yakın arkadaşı bile olsa onu gruptan dışlıyorlarmış. Çünkü o boşanan kadın artık bir tehdit olarak algılanıyormuş. Ben bunu ilk duyduğumda tüylerim diken diken oldu. Çok şaşırdım. Çok üzüldüm.

İlginizi Çekebilir:  Sınav Kaygısı

Dolayısıyla böyle bir durumda mutsuz bir evliliğin içinde kalmak için bile bir sebep bu durum çoğu insan için. Bunun da temeline baktığımızda izole olma yani yalnız kalma korkusu yatıyor. Yalnızlık korkusu hayatımızın her alanında hayatımızı yönlendiren bir korku aslında. Yani siz eğer yalnız kalmamak için mutsuz bir evlilik içinde ya da gerçek dostluğun olmadığı bir grup içerisinde kalmaya çalışıyorsanız veya sadece evlenmiş olmak için belki de gerçekten bir şey hissetmediğiniz bir adamla/kadınla evleniyorsanız işte bu olağan, hepimizde olan temel yalnızlık korkusu değildir. Bu yalnızlık duygusunun altında ise çoğu zaman sevilmeme korkusu yatıyor. Evet hepimiz sevilmek istiyoruz. Onaylanmak istiyoruz. Herkesin bizi sevmesini istiyor veya bekliyor olabiliyoruz. Ama baktığımızda herkesin bizi sevmesi mümkün mü? Ya da siz herkesin sizi sevmesini ister misin gerçekten? Ben herkesin beni sevmesini isteyenlerden değilim. Bunu yakın çevremde de sıklıkla dile getiririm. Kendimi biliyorum. Kötü niyetli, çıkarcı, hırlı hırsız herkes beni sevmesin. Herkes tarafından sevilen bir insan, bana göre çokta belirgin karakteristik özellikler taşımayan, herkesle iyi anlaşmak için çok çaba harcayan, nereye çeksen oraya giden, kendi fikir ve düşünceleri olmayan ya da kendi savunduğu bir tezi bulunmayan, gerçekten kimse için tehdit unsuru oluşturmayan sıradan bir insanı ifade ediyor. Hiç böyle düşünmüş müydünüz? Evet hepimizin yine doğal ihtiyacı sevilmek ancak gerçekçi olarak bakıldığında herkes tarafından sevilmek çokta hoş olmayan bir durum.

Demem o ki yalnızlık kişinin çevresinde olan insanlarla, o insanların sayısıyla değil; bireyin toplumsal ilişkilerinde ve ikili ilişkilerinde duyduğu kişisel doyum ile ölçülebilir. Yalnız kalmak korkulacak bir durum değildir. Ve yalnız kalma korkusuyla kurulan hiçbir ilişki ve iletişim gerçek, sağlıklı veya doyum sağlayan bir ilişki de değildir. Bazı kişiler vardır çevresinde çok fazla arkadaşı olmasına rağmen hala derin ilişkilere ihtiyaç duyup kendini yalnız hissederler. Bazı insanlarda vardır ki çevresinden soyutlanan ve çok az arkadaşı bulunan ama yalnızlık hissetmeyen. Yani bana göre yalnızlık çift yönlüdür. Sevilen bir kişi kaybedildiğinde, bir ayrılık söz konusu olduğunda üzüntü ve acı verebilen bir durumken, kendi başına kalmayı, kendi kararlarını verebilmeyi ve birilerine bağlı olmaması yönüyle de özgürlük içeren bir durumdur. Burada önemli olan kişinin yalnızlığı nasıl yaşadığı, bunu seçip seçmediği ve yalnızlığı kendisi için bir olanağa dönüştürüp dönüştüremediğidir. Bu dönüşümü sağlamak yalnız kalma korkusuyla baş etmek için yapabileceğiniz ilk şey ise yalnızlığı ve bu yalnızlıktan dolayı yaşadığınız korkuyu kabul etmek. Bu korkudan kurtulmaya çalışmak değil. Çünkü kurtulmaya çalıştığımız zamanda aslında o korku ile baş başa kalarak onunla bir savaşa girmiş olacağız. Bunun yerine yalnızlığını kucaklayarak, bu yalnızlığın size getirdiği yeniliklere ve güzelliklere odaklanın. Mutsuz ilişkileri idare etmeyi bırakın. Sizi olduğunuz gibi kabul etmeyen insanlar ile sağlıklı bir ilişki yaşayarak kişisel bir doyum sağlayamayacağınızı fark edin. Sürekli başkalarını memnun etmeye çalışmaktan vazgeçin. Kendi istek ve ihtiyaçlarınızı dile getirmekten lütfen korkmayın. Ve en önemlisi hayır kelimesini kullanın. Kendinizi ve karşınızdakini olduğu gibi kabullenin, başkası için değişmeye kalkmayın ya da başkasını değiştirebileceğiniz gibi bir düşünceye kapılmayın. Kişi sadece kendini değiştirebilir, unutmayın. Eğer gerçekten kendinizde değiştirmek istediğiniz bir şey varsa, bunu kendiniz istediğiniz için değiştirin. Ve kendinizi sevin. Unutmayın en değerli sizsiniz.

İlginizi Çekebilir:  Çocuğumuza Özbakım Eğitimi Nasıl Vermeliyiz?

Sevgi ve sağlıkla kalın.

Konu ile ilgili bana instagram adresimden veya kubraozky@gmail.com adresinden ulaşabilirsiniz.

PAYLAŞ
Önceki İçerikNasıl Bir Çocuk Büyütmek İstersiniz? Aile İçi İletişim ve Tutumlar
Sonraki İçerikAnnelik ve Tutumları
Kübra Özkaya
Lisans eğitimini İstanbul Bilim Üniversitesi’nde Psikoloji bölümünde tamamlamıştır. Akabinde Üsküdar Üniversitesi Klinik Psikoloji bölümünde yüksek lisans eğitimini tamamlamış, klinik psikolog olarak mezun olmuştur. Yüksek lisans eğitimi sırasında Üsküdar Üniversitesi bünyesinde düzenlenen Kişilerarası İlişkiler Psikoterapisi Sempozyumu'nda düzenleme kurulu üyesi olarak yer almıştır. Ve klinik psikoloji yüksek lisans tezi 55. Ulusal Psikiyatri kongresinde poster bildirim olarak yayınlanmıştır. Yüksek lisans eğitimi sırasında Özel Göztepe Hastanesi'nde klinik alanda bireysel seanslarını yürütmüş, sonrasında Gençlik ve Spor Bakanlığı ve UNİCEF’in ortak projesi olan Sosyal Uyum Projesi kapsamında Mülteci ve Travmaya maruz kalmış bireyler ile çalışmıştır. Temel olarak eğitimini alarak yararlandığı yaklaşımlar şunlardır: Bilişsel Davranışçı Terapi (Mehmet Zihni Sungur), Şema Terapi (Alp Karaosmanoğlu), Mindfulness Temelli Kognitif Terapi (MBCT) (Zümra Atalay), Kişilerarası İlişkiler Psikoterapisi (Nazan Aydın-Oğuz Omay), Özel Öğrenme Güçlüğü Eğitimi ve Test eğitimleri (Türkiye Disleksi Vakfı). Bu eğitimlerin yanı sıra MMPI ve çeşitli çocuk test eğitimlerini almış almaya devam etmektedir. Yurtiçi ve yurtdışında alana dair birçok yeniliği takip etmek adına çeşitli seminerlere katılmış halen daha katılmaktadır. Şu an özel bir ofiste yüz yüze ve yüz yüze terapi için yer/zaman olarak uygun olmayan danışanları için online olarak terapi çalışmalarını sürdürmektedir. Bir diğer yandan ise çeşitli konular hakkında şirketlerde, okullarda, belediyelerde seminerler vermektedir.

1 YORUM

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here