Kaygı Duygusunu Anlamak

0
58
kaygı duygusunu anlamak

Günlük yaşantımızda çoğu kez geleceğe dair düşünmekten kendimizi alamayız. Bir sonraki hafta gireceğimiz sınav, iki gün sonra katılacağımız toplantı, belki yakın ilişkilerimizin gidişatı, hafta sonu arkadaşlarımızla yapacağımız aktiviteler ya da sağlığımızla ilgili çok sayıda düşünce zihnimizden geçer. Bu düşüncelerimiz aslında o durumlara yönelik uyum sağlamamızı kolaylaştırsa da henüz gerçekleşmemiş durumlara yönelik aşırı ve sürekli bir şekilde düşünmek ve o durumlara dair olumsuz bir beklenti içinde olmak kaygı bozukluğu yaşadığımızın bir göstergesi olabiliyor.

Kaygı genellikle korku ile eşanlamlı olarak kullanılsa da psikoloji literatüründe birbirlerinden ayrı kavramlar olarak belirtilmektedir. Belirgin bir tehdit karşısında yaşadığımız duygu korku iken belirgin olmayan ya da bilinmeyen bir tehdit beklentisi içerisinde sürekli olarak yaşadığımız duygu kaygıdır ve daha çok geleceğe yöneliktir. Kişi korku duygusu yaşadığında neden korktuğunu kolaylıkla tanımlayabiliyorken kaygı yaşadığı sırada bu soruya yanıt vermekte zorluk yaşayabilmektedir.

Yaşadığımız kaygı duygusunun fiziksel, bilişsel ve açık davranış düzeyinde sonuçları vardır. Kalp atışlarının belirgin derecede hızlanması, titreme, aşırı terleme, kaslarda hissedilen gerginlik, midede rahatsızlık hissi kaygı deneyimlediğimiz zaman ortaya çıkan fiziksel belirtilerdir ve kişilerde aşırı uyarılma durumu yaratırlar. “Kontrolümü kaybedeceğim”, “Öleceğim”, “Deliriyorum”, “Rezil olacağım”, “Başıma bir felaket gelecek” düşünceleri ise kaygının bilişsel tarafını göstermektedir. Kişilerin bu düşünceleri bazen zihinlerinde aniden beliren görüntüler şeklinde de kendilerini göstermektedir. Bizler için tehlike oluşturan durumlardan kaçınmamız işlevsel bir davranışken belirgin bir tehdit içermeyen durumlardan kaçınmak, daha önce kaygı deneyimlediğimiz ortamlara girmemek ise kaygı yaşadığımızda ortaya çıkan açık davranış düzeyinde sonuçlardır.

Kaygı duygusunu şiddetli şekilde deneyimlediğimizde düşünce tarzlarımızda bazı hatalar da meydana gelebilmektedir. Abartılmış risk değerlendirmeleri, felaketleştirme tarzında düşünceler, belirsizliğe tahammülsüzlük, kaygı yaşamakla ilgili olumsuz düşünceler bunlardan birkaçıdır. Korktuğumuz bir durumun başımıza gelme ihtimalini olduğundan daha yüksek görmek abartılmış risk değerlendirmesi yaptığımızın bir göstergesidir. Milyonda bir olacak ihtimallerin gerçekleşmesini beklemek buna örnek gösterilebilir. Olmasından korktuğumuz durumun sonuçlarıyla başa çıkamayacağımızı, bunun bizim için bir felaket, dünyanın sonu olarak görmek de felaketleştirici tarzda düşündüğümüzü gösterir. Yoğun kaygı duygusu deneyimleyen bazı kişiler için kaygı duymak bile katlanılamaz bir olay olarak görülebilir. Bu durumda da kaygı deneyimlemeye dair bir endişe söz konusudur.

İlginizi Çekebilir:  Stres ve Stres Yönetimi

Peki kaygı duygusu ne zaman patolojik boyuta gelir? Kişi sürekli olarak belirgin olmayan bir tehlike beklentisi yaşıyorsa ve bu, günlük hayattaki işlevselliğini bozuyorsa orada kaygıyla giden ruhsal bir rahatsızlıktan söz etmek mümkündür. Panik Bozukluk, Sosyal Anksiyete Bozukluğu, Fobiler, Yaygın Anksiyete Bozukluğu, Agorafobi, Ayrılık Kaygısı Bozukluğu bu noktada yaygın olarak karşımıza çıkan ruhsal rahatsızlıklardır. Toplumun yaklaşık olarak %18’inde görüldüğü bilinmektedir. Stresli yaşam olayları, kişilerin kalıtsal özellikleri, öğrenme geçmişi, kişisel yatkınlıklar kaygı bozukluklarının başlıca nedenlerindendir.
Kaygıyla giden ruhsal rahatsızlıklar için birçok tedavi seçeneği mevcuttur. Medikal tedavi dediğimiz psikiyatristler tarafından değerlendirilip uygulanan ilaç tedavileri, gerekli eğitimleri tamamlamış ruh sağlığı uzmanlarınca yürütülen psikoterapiler kaygı bozukluklarının tedavisinde kişilere yardımcı olabilmektedirler. İlaç tedavisi tek başına yeterli olmamakla birlikte psikoterapi desteği ile birlikte kaygı bozukluklarının tedavi edildiği bilinmektedir. Özellikle bilişsel-davranışçı terapiler kaygıyla giden ruhsal rahatsızlıklarda en etkili olduğu bilinen terapi yöntemlerindendir.

PAYLAŞ
Önceki İçerikKreşe Ne Zaman Başlamalıyız?
Sonraki İçerikAnnelik ve Babalık Rolü
Sıla Gök
Lisans eğitimimi Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kuzey Kıbrıs Kampüsü Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık bölümünde tamamladıktan sonra Üsküdar Üniversitesi Klinik Psikoloji yüksek lisans programında uzmanlığımı almaya başladım. Lisans ve yüksek lisans eğitimim sırasında Humanite Psikiyatri Tıp Merkezi ve Moodist Psikiyatri Hastanesinde klinik psikoloji alanında eğitim alarak staj çalışmalarımı tamamladım ve alanımda çok sayıda Kognitif Terapi, Bilişsel Davranışçı Terapi, Psikodinamik Terapi eğitim ve workshop’larına katıldım. Yetişkinlerle Bilişsel Davranışçı Terapi ve Psikodinamik Terapi yönelimiyle çalışmaktayım. Randevu talep eden danışanlarla İstanbul’da Avrupa ve Anadolu yakasında seans gerçekleştirmekteyim.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here