İnsanın Modern Halleri

0
87
insanın modern halleri

Bir söz okumuştum; “Yaşam size ne getirir bilemezsiniz ama sizden götüreceğini siz belirlersiniz.” diyor.

Modern dünya, modern çağ, dijital çağ bizden ne götürdü? Hangi duygumuzu unutturdu? Modernite bize neyi dayattı? Değerlerimizi nerede kaybettik sahi? Kaybettiğimiz değerleri ne ara çağdaşlık olarak gördük? Toplumu disipline eden bir nesil neden yok?

Bireyi tektipleştiren tüketici kapitilizminde, modern algı bizlerin kaybettiği “anlam” ve amaç yerine “hedonizm”i ikame ettiriyor. Bir anlama sığmakta zorlanıyoruz, kaybolan manevi hazzın yerini, maddiyatla kapatmaya çalışıyoruz, iyiyi ya da kötüyü maddi değerler ölçüsünde tanımlıyoruz.

“Doyum, her insani yaşamın bencil amacı” haline geldi, yaşamın tek amacının maksimum haz olarak görülmesi, bireylerde artık haz almak için yaşayıp, sürekli iyi olma fetişi getirdi, herkes mutlu olma sloganı içerisinde oldu.

Tükettiklerimiz üzerinden benliğimizi kurup üstünlük sağlıyoruz. Halbuki bizi mutlu eden tüketmek değil üretmek olduğunu unuttuk. Tüketiyoruz… Sevgiden iyiliğe… Her şeyi tüketiyoruz…

Doyurmamız gerekenin manevi açlığımız olduğunu unutuyoruz. Bundan 20 yıl önce toplum bilimi, insanı sosyal, biyolojik ve psikolojik varlık olarak tanımlarken, artık maneviyatı da ekledi.

Maneviyatı sadece teoloji alanı olarak düşünüp mistikleştirmemek gerek, insanın bir değerler sistemine sahip olması da maneviyattır. Esasında insan tezahürü budur.

İnsanı da motive eden mutlu eden şey bir yaşam gayesidir. İnsanın kıymetini idealleri belirler, bu anlamda insan iradesi çok kıymetlidir.

Asıl amacımızı hatırlamaktan uzak durup, içimizde yaşanmadan bekleyen hayatın suçunu duyuyoruz.

Modern toplum, psikolojik rahatsızlıkları kavramlaştırıyor, sosyal insanlara hastalık üreterek, onları içlerinde oldukları anlamsızlıktan kurtaracak şeyler satarak ikna ediyor.

İnsanlar içsel boşluklarını gideremedikleri için, kendileri hakkında yeterince düşünmedikleri için dışarıdan gelen tüm telkinlere açık oluyorlar, bu içsel boşluklarını sürekli başkalarının onaylamasıyla dolduruyor, anlam arayışında başka göz için yaşamaya başlıyoruz.

Referans noktamız kendimiz olmaktan çıktı, kendimizden başka herkesi kriter almaya başladık.

Olduğumuz kişi olarak değil de başkasının gözünde göründüğümüz kadar var olup,görünür olmak için yaşıyoruz.Ötekinin gözünde var olmak için statü arayışına girdik, toplumsal trend neyse o kimliğe bürünüyoruz… Bundan 100-200 yıl önce bir ressam, Avrupa’da bir rahiple eş tutulur  aynı masada otururmuş, o kadar saygınken, bugün sosyal medyada bilinir olmak, bir yazardan, bir ressamdan ya da bir akademisyenlikten daha saygın bir hal aldı, çünkü dönemin politiğinde itibar gören belirli. Belirlenmiş olan statü neyse bizlerde oyuz. Şimdi sahte aidiyetlere sahip olup daha sonra kimlik karmaşası yaşıyoruz.

modern insan

Popüler kültür bizden ne istiyorsa oraya sürükleniyoruz, bize sunulanı aldığımız zaman mutlu olacağımızı zannediyoruz, bu yüzden tatmin olamıyoruz,yerinize verilen karar sizi mutlu etmez, sizin zevkleriniz, sizin tecrübeleriniz, sizin mutluluğunuz, sizin mutsuzluluğunuz…

Bireysel sorumluklarımızdan kaçmakla beraber sorumluluklarımızı yerine getirmeyi engelleyen bir aracı madde haline getiriyor, sorumluluktan kaçıp aradaki o maddenin bağımlısı oluyoruz.

Eskiler yokluktan şikayet ederdi, şimdi çokluktan şikayetçiyiz.

Seçeneklerin çok olması da bizi endişelendiriyor, seçmek için seçemiyoruz. Alternatif yaşam arzumuz var, sebatkar bir toplum olunmamız istenmediğinden bu kadar çok seçeneğimiz var, çok çabuk sıkılıyoruz elde edemediklerimizi hemen bırakıp başka şeylere yöneliyoruz.

Zamanımızı, emeğimizi, aklımızı, duygumuzu, düşüncemizi çaldırdık.

Refah seviyemiz arttıkça ruhsal bozukluklarımızda arttı.

En iyi, iyinin düşmanı oldu. Her zaman olduğumuzdan daha iyisini istiyoruz, zorunluluklardan ziyade lüksleri ihtiyaç haline getirdiğimiz için yetinemiyoruz. Yetinmeyi unuttuk, her şeyin en iyisine sahip olmayı değil, sahip olduğumuzun kıymetini bilmeyi unuttuk…

Yokluğu anlamak için varlığı, varlığı anlamak için yokluğu bilmek gerekiyor.Her şey zıttı ile var olur, karanlık olmasa ışık anlam ifade etmez, hastalık olmasa sağlık, kötü olmasa iyi, mutsuzluk olmasa mutluluk…

Dünyaya ne vereceğim değil, dünyadan ne alacağım der olduk… Bu nokta da değerimizi unuttuk ki değerler hayatımız boyunca peşinde koştuklarımızdır.

Bedel ödemezsek bize ait bir değer olmaz. Başarının bile bedelini bir dönem ödemeyenler, başaramamanın bedelini bir ömür boyu öder…

Yatırımlarımızın bedenimizden ziyade ruhumuza olması dileğiyle…

PAYLAŞ
Önceki İçerikObezite Cerrahi Koordinatörü Didem Yıldırım İle Röportaj
Sonraki İçerikKaşlarınız İkiz Değil Kardeştir
Ömür Yeşil
Psikoloji lisans eğitimini bir sene Bahçeşehir Üniversitesi’nde, daha sonra İstanbul Aydın Üniversitesi’nde 2019 yılında tamamlamıştır. Öğrenimi sırasında Kişilik Bozuklukları ve Tedavi Süreci, Hiperaktivite ve Dürtü Kontrol Bozukluğu, Psikoz İle Çalışmak, Klinikte Hipnoz, Çocuk Testleri Eğitimi, Çocuk Resimlerinin Psiko-Pedagojik Analizi eğitimlerinin sertifikasını almıştır. Bakırköy Mazhar Osman Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi, Özel Ataköy Hastanesi, TÜZDER Tüm Üstün Zekalılar Derneği, Serap Duygulu Gelişim Akademisi’nde stajlarını tamamlayarak daha çok klinik alanda gözlem yapma deneyimine sahip olmuştur.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here